16 Nisan 2017 Pazar

Geçmiş olsun!!

6 Nisan 2017 Perşembe

Eğitim Sistemi Üzerine 3 Müthiş Film..

Çocukların uyuduğu her zaman dilimi potansiyel film izleme fırsatımızdır bizim..
Bugüne kadar etkilendiğim çok sayıda film olmuştur.. Vakit kaybı dediğim film de çoktur.. Ama her film bazen yönetmeniyle, bazen bir sahnesiyle, bazen müziğiyle, bazen oyuncusuyla mutlaka bir iz bırakmıştır bende.. Oyunculuğunu izlemekten keyif aldığım, bakış açısını izlemeye bayıldığım yönetmenler yok değil..
Ama bunlar içinde Aamir Khan çok ayrı yerdedir bende.. Hollywood'un ticari yapaylığına inat Bollywood'un gösterişsiz doğallığının temsili..
Başlamadan bir de şunu paylaşmak istiyorum.. Yıllardır her sezon birden fazla yabancı takip eden biri olarak, son dönemde şiddet ve cinsellik ana temalı olmayan bir dizi bulamıyorum desem yeridir.. iyi kurgular, iyi senaryolar yok.. Birileri bunlara şiddet ve cinsellik tutar demiş, abarttıkça abartılıyor durum.. Zaten diziseverler için çok fazla seçenek yokken, arayış içindeki seyircinin tercih etmek zorunda kaldığı diziler, rekor kırıyor diye pazarlanarak türevlerini doğuruyor.. Bu bir dayatma bana göre, seçim şansı verilmeyen, trendin bu olduğuna ve en iyisinin bu olduğuna inandırılmış bir seyirci kitlesi oluşturma çabası.. Hollywood'un insan içinde gizli kalmış bu duyguları gözler önüne serip seyirci kitlesi yaratma kaygısını ve böyle bir trend oluşturmasını bir sinemasever olarak doğru bulmuyorum..
Gelelim eğitim sistemine benim bakış açımla bakarak, sorgulanması gereken noktaları gözler önüne seren film tavsiyelerime:
1. Yerdeki Yıldızlar : Bir Aamir Khan filmi.. Eğitim sisteminin dayatmalarına ailesi tarafından teslim edilmiş ve kaybedilmiş bir çocuk ile ona özel olduğunu anlatmaya çalışan öğretmenin çocuğu geri kazanma çabası.. Mutlaka izlenmeli..


2. Captain Fantastic: 6 çocuğunu toplumun dayatmalarından uzakta okulsuz eğiterek büyüten bir çiftin hikayesi..


3. 3 idiots: Yine Aamir Khan.. Eğitim sistemi bu kadar güzel sorgulanabilirdi..

Çocuklar gerçekten çok özeller.. Onlar söz konusu olduğunda hep farklı düşünürüm, yaklaşımların hep farklı olması gerektiğini savunurum..benim gibi düşünen birine daha rastlamadım maalesef bugüne kadar.. Konuştuğumda hep onay cümleleri duyarım da, kendiliğinden bu cümleleri söyleyenine ya da uygulayanına şahit olmadım daha.. o nedenle bu filmler özel benim için, kendimden o kadar çok cümle duydum ki bu filmlerde.. Bugüne kadar hep savunduğum, hep anlatmaya çalıştığım..
İzleyin mutlaka..

3 Nisan 2017 Pazartesi

Ek Gıdaya Nasıl Başladık..

Bu soru sıkça gelir oldu.. Şunu sakın aklınızdan çıkarmayın, ek gıda adı üzerinde ek öğünlerdir, ana öğün anne sütüdür.. Daha detaylı tüyolar için ek gıdaya geçiş 1/2/3 yazılarımı okuyabilirsiniz..
İstenildiği gibi, ek gıdaya nasıl bir geçiş yaptığımı adım adım yazıyorum:

6. AY SONRASI

•Uyanınca emzirme

• Saat 10:00 gibi meyve püresi 60-90 ml
- elma
- armut
- havuç (mevsimine göre şeftali, erik, kayısı)
den biri cam rendeden geçirip 3 gün kuralına göre verdim, yani sadece birini verip 3 gün ona devam ettim, döküntü, gaz, kusma, kaka durumuna dikkat ederek.. 3er gün sonunda hiçbir meyve alerjik durum yaratmadıysa meyve menüsü oluşmuş demektir..
Su niyetine ek gıda sonrası emzirme

•Aralarda Anne sütü

•Saat 15:00 gibi sebze çorbası
-patates
-kabak
-havuç
-enginar
2 hafta sonra pirinç/irmik/bulgur ilavesi
3 hafta sonra pazı/taze fasülye/brokoli/balkabağı/semizotu/bezelye/kereviz/yer elması ilavesi
4 hafta sonra yağsız kıyma ilavesi günlük 30 gram kadar
(Bakla/Ispanak/Patlıcan/Domates/bamya yasak,lahana/pırasa/karnabahar/kuru baklagiller gaz sıkıntısı nedeniyle uzak durulmalı ilk etapta)
Su niyetine ek gıda sonrası emzirme

•Akşam anne sütüne devam

İlk etapta su ve yoğurtta ekleniyor menüye ama anne sütü performansımız çok iyi olduğu için iki çocuğumda da yoğurt ve suya 1 ay geç başladım..

YAKLAŞIK 1 AY SONRA:
Gün içinde ufak ufak su vermeye başlama

•Uyanınca Anne Sütü

•Kahvaltı (10:00 gibi)
Beyaz peynir
Üzüm pekmezi (1 çay kaşığı)
Katı pişmiş Yumurta Sarısı:
-ilk hafta 1/8 i hergün
-2 ve 3. hafta 1/4 ü hergün
-4. hafta 1/2si her gün
-Sonrasında sarının tamamı (yumurta akı bir yaşından sonra)
Kahvaltı sonrası emzirme..

Kahvaltıya zamanla salatalık, anne yapımı bebek bisküvisi (çayla ıslatılmış), bitki çayı(rezene,papatya,ıhlamur vs), şekersiz marmelat, kuru meyve püresi, doğal zeytin, ev ekmeği ilave edilebilir..

•12:00 gibi yoğurt ya da kefir
Emzirme

•15:00 gibi sebze çorbası
Emzirme

•18:00 gibi meyve püresi
Emzirme

•Akşam anne sütüne devam

Gitgide bu sistem bizde dengeli bir günlük menüye dönüştü:
•kahvaltı
•yoğurt+ sebze yemeğinden oluşan öğle yemeği
•meyve püresi+et yemeğinden oluşan akşam yemeği

Ceviz, badem, balık 8. Aydan sonra..

İnek sütü, bal, yumurta akı, domates 1 yaşından sonra..

31 Mart 2017 Cuma

Yolun Yarısı..

Şaka maka 35'ime girdim geçtiğimiz günlerde, sürpriz bir partiyle.. insan hep hissettiği yaştaymış ya, içimdeki çocuğun yaşıma dair bir fikri yok hala:)
Neler sığmadı ki bu 34 yıla.. Mutluluklar, mutsuzluklar, hayal kırıklıkları, hayatıma girdiği için şükrettiklerim, bazen yüreğim acıyarak bazen de arkama bile bakmadan hayatımdan çıkardıklarım.. kısacası herşeyin doğalını aradığım, doğalını yaşamaya çalıştığım, doğal gelmeyen herşeye de mesafemi koruduğum koca bir 34 yıl..

Çok erken yaşta idrak ettiğim çok değerli tecrübelerim oldu, bunları hayat felsefem yaptım, başucumdan hiç ayırmadım.. Bunları çok erken yaşta farkettiğim için de hep şanslı saydım kendimi, hep şükrettim.. Her geçen yılda da doğruluğunu perçinledim.. Sıralayacak olursam;
• İş amaç değil araçtır.. Araçtan amaca dönmeye başlamışsa dur demek lazım..
• Ailen herşey gittikten sonra geriye kalan tek şeyin olacaktır.. Birşeyler için ailenden çalıyorsan durup düşünmek lazım.. Bu işin olabilir, arkadaşların olabilir.. Hiçbirşeyin ailenle geçecek vakitten çalmasına izin verme.. Kim ne derse desin..
• Hayatında ne kadar az insan o kadar çok mutluluk..
• Teknoloji teslim olmak için değil, gerektiğinde nimetlerinden faydalanmak için var..
• Çocukluk bir insan hayatındaki en önemli dönem, gideceği okula kafa yorulduğundan çok daha fazlasının onların çocukluklarını en iyi, en mutlu şekilde geçirmeleri için yapılması gerekiyor.. onları bizim hayatımıza değil, bizi onların hayatına adapte etmek gerekiyor..
• Hayallerinin peşinden koş ve aralarda hayatın sana gönderdiği işaretleri görmezden gelme, dikkate al..
Kim ne derse desin, ne kadar eleştirirse eleştirsin, alman gereken risk büyükte olsa ne istediğini bil ve git.. Kimseler senin gibi yapmıyor olabilir, bu senin değil onların eksikliği.. Kararını açıkladığında seni eleştirenler sen gidince etrafına gururlana gururlana seni anlatacaklar emin ol, başaramazsan bile önemli değil, "en azından denedim" diyebilmenin vicdani hafifliğini yaşayacaksın bir ömür boyu, yapamadım demenin ağırlığındansa..
Bu bir insan da olabilir, o duyguyu ilk kez hissettirdiyse sana, yüreğin değdiğine inanıyorsa git peşinden, kapıyı kapatsa bacadan gir.. Sürekli mazeretler koyuyorsan önüne gerçekten istemiyorsun demektir.. İstediğinde alırsın çünkü, bunu defalarca yaşadım ben..
Bir defa aşık olduğum adam hayatıma böyle girdi.. Onu tanımak için ona hiç şans vermediğim halde o bütün yolları denedi.. iyi ki de denemiş.. Ve sonunda onu tanıma fırsatım olduğunda gerçekten ilk kez aşık olmuştum bir adama.. İyi ki hayallerinin peşinden gitmiş diye şükrederim hala..
Ya çocuklarım.. Hayatıma giren iki meleğe kadar son sürat hızda devam eden hayatım birden durmuştu sanki ilk doğumumda.. Etrafımdaki sesler, gürültüler, koşturmacalar birden kaybolarak bir uğultuya dönüştü sanki, bir anda sessiz, slow motion bir boyuta geçtim.. İçimde yıllardır dışarı çıkmayı bekleyen bir annenin varlığına şahit oldum önce.. Bir de çocuk varmış meğer içerde, çocuklarımla birlikte büyümek için can atan.. Aslında yıllardır beklediğim istediğim şeymiş bu.. Egolardan maskelerden uzak bir canlının varlığına şahit olabilmek.. Tam da aradığım.. Sonrası tazelenme mi dersiniz meditasyon mu yeniden doğma mı.. Ne derseniz deyin.. Kendimi daha da bulduğum bir milat.. Gitgide insanlardan daha da uzaklaşarak bu iki melekle yarattığım saf bir dünya.. Yalan yok, maske yok, hayalkırıklığı yok, ego yok.. Sadece biz varız.. Toplumun dayatmalarından, dış dünyanın kirliliklerinden uzak büyüyen sadece güzelliklerle şekillenen, güçlenen, bir çocuktan ziyade birer birey olan iki küçük beden, iki kocaman yürek, iki mutlu kardeş.. Bir insanın böyle güzel şekillendiğini gördükçe daha bir bu kadar doğurmak isteği..
Şunu anladım ki hayatına giren insan sayısı arttıkça mutsuzlukta artıyor.. Az insan çok mutluluk demem ondan..
Düşününce baştan beri hep farklıydım aslında.. Birşeyi göstermelik yapma telaşında olmadım hiç.. Hep özümseyerek en iyisini yapma telaşında oldum.. Bu iş hayatında da böyleydi, okulda da, mutfakta da, din anlayışımda da, mesleğimde de, anneliğimde de..
Tam olarak yaptığımı hissetmediğimde o işi yaptım saymadım hiç..
İçime sinmediğimde, olduğu kadarıyla ortaya koymak varken sıfırdan başlayıp daha iyisini yapmaya çalıştım.. Yaptım da her seferinde.. Zaman en büyük rakibim olsa da üstesinden geldim onun da..
Toplumun peşinden koştuğu şeyleri hep reddettim.. Cep telefonuna hala alıştığım söylenemez, insanın özgürlüğünü kısıtladığını düşünürüm çünkü.. Hep duymak zorunda olduğun birşey.. Onsuz adım atmana izin verilmeyen bir dayatma.. Hep cevap vermek zorunda olduğun, isteyip istemediğin sorulmaksızın..
Sosyal medyada hiç hesabım olmadı.. Arkadaşlığın ve dostluğun bundan öte birşey olduğuna inanırım.. Görüşmek istediğimle zaten görüşürüm.. Emek ederek ulaşılan şeyler daha değerlidir hep bana göre.. Gerisi insanların hayatlarını birbirine gösterme çabası gibi geliyor bana.. Yani ana felsefem olan "doğal"lıktan uzak..
Bundan sonra nasıl bir yarı beni bekliyor bilinmez ama hayatın çok önemli tüyolarını erken yaşta idrak etmiş olmanın servetiyle geçeceği kesin yine..
Hedefler arasında çocuklarla dünya turu, 3. çocuk, yurtdışında yaşam gibi idealler olsa da bakalım hayat daha ne gibi sürprizler sunacak bize..
Bugüne kadar olduğu gibi hayallerimin peşinde koşmaya, denemeye devam..
Çocuklarıma hep söylediğim gibi:
"Denemezsen yapamazsın.."

26 Mart 2017 Pazar

Makyaj malzemelerim..

Nihayet dediğinizi duyar gibiyim:)
O kadar uzun süredir soruluyor ki bu konu.. Ancak sıra geldi.. Çok uzatmadan hemen başlıyorum:

Cilt Temizliği:

• Peeling: Duruma göre haftada bir bu üçünden birini kullanıyorum:
-Bade natural tazeleyici yüz peelingi.. içerik çok temiz.. uygulaması biraz zor ama, parça parça dökülmeler oluyor peeling esnasında..
-İpek kese ile haftada bir banyo sonunda nazikçe temizleme operasyonu..
-Portakal kabuğu rendesi ve yoğurdu karıştırarak yapılan peeling..

• Temizleme: Rossmanlardaki Alterra markasının sensitive yüz temizleme sütü.. ister suyla ister pamukla kullanılabiliyor.. Ben suyla yıkamayı sevdiğim için cildimi suyla kullanıyorum.. hassas cilt ürünü olduğu için içerik çok temiz, parfüm bile yok.. zaten ecolabel etiketli.. hassas dışındaki seriler sodyum hidroksit vs içerebiliyor.. cildi gerçekten pırıl pırıl yapıyor.. Alterra nın hassas serisinde zaten 3 tane ürün var: Temizleme sütü, göz kremi, yüz kremi.. Fiyatları da gerçekten çok uygun piyasadaki diğer ürünlere göre, 15-20 tl mertebesinde..
Bir de bade natural in doğal peeling sabunu denemeyi düşündüğüm ürünlerden biri temizlik için, içerik iyi..
Acil makyaj temizliği durumlarında ise hindistan cevizi yağını pamuğa sürerek çıkarıyorum makyajımı..

• Tonik: Temizlik sonrası tonik için lavanta suyu, gül suyu ya da maden suyunu tonik olarak kullanıyorum duruma göre..
Doa kozmetiğin lavanta suyu da güzel..
Bir de Alterra'nın misel suyunu seviyorum..
Bade natural tonik sodium benzoate içerdiği için tercih etmiyorum..

• Nemlendirme: Göz ve cilt bakım kremim yine Alterra hassas serisi.. öyle yoğun ve öyle güzel bir kıvamı varki.. İçerik çok temiz, titanyum dioksit yok bir kere, parfüm yok..Fiyat olarakta çok uygun.. hassas serisi dışındaki seriler titanyum dioksit, benzyl alcohol, benzyl benzoate, sodyum hidroksit içerebiliyor.. Alırken dikkat etmek lazım..
Bunun yanında ara ara hindistan cevizi yağı ve shea butter sürüyorum cildime..
Güneşe çıkarken ise Badger güneş kremi sürüyorum..
Kremler ile ilgili olarak şu uyarıyı yapmak istiyorum:
Şu kadar SPF koruma faktörü var diyerek üzerine atlanarak alınan tüm kremler titanyum dioksit içeriyor.. o nedenle ben badger güneş kremi kullanıyorum güneşe çıkacaksam, titanyum dioksitsiz.. rutin bakımda ise yukarıda söylediğim gibi alterra hassas göz ve yüz kremini kullanıyorum.. hem onu yapsın hem bunu yapsın dedikçe o üründeki kimyasallar çoğalıyor maalesef..

Makyaj:

• Fondöten: Gelelim en acı konulardan birine: Fondöten.. Aklınıza gelebilecek tüm markalara baktım, en ucuzundan en pahalısına en organiğine kadar.. Maalesef ki titanyum dioksit içermeyen bir ürün yok güneş koruma özelliğinden dolayı..
"yaw kardeşim ben güneş koruması istemiyorum, fondöten altına sürüyorum zaten ben güneş koruyucumu" demek istiyor ama diyemiyorsunuz..
Bu koşullar altında ben içeriği en az girdiye sahip ve titanyum dioksit içerebilir ibaresi olan Alterra all in one make up fondöteni kullanıyorum makyaj yaptığım zamanlarda.. Ama olurda titanyum dioksit içermeyen bir ürünle karşılaşırsanız ne olur yazın.. Bunun yanında yine Alterra mineral pudra, kompakt pudra da var.. piyasanın olabilecek en iyisi bu işte, keşke daha iyisini yapabilseler..

• Maskara: Maskara yine Alterra marka kullanıyorum, XXL length olanı, içerik güzel.. Titanyum dioksit içeren maskaraları da var, dikkat etmek gerekir.. İçeriğinde paraben yazan çok maskara gördüm birçok ünlü markaya ait.. Alırken bakın mutlaka..
Sante'nin maskaraları da içerik olarak fena değil..

• Kalem: Göz kalemi ve kaş kaleminde durum yine içler acısı.. Paraben ya da titanyum dioksit genel olarak var.. Kötünün iyisi yine alterra, en azından paraben yok ve diğer girdileri temiz ve daha az.. Titanyum dioksit içerebilir dese de en azından dünyanın parasını vermiyorsunuz bir de üstüne.. Olur da titanyum dioksitsiz bir ürünle karşılarsınız bırada da lütfen yazın..

• Lipstick: Bir diğer acı konu ise lipstick meselesi.. Titanyum dioksit ve carmin içermeyen ürün yok.. Ben Rossmanlardaki İsana markasının çilekli dudak roll on ununu kullanıyorum, parlatıcı olarak.. tek temiz içerik sanırım.. Ne burts bee, blistex, sante vs.. Başka bir ürün bulamadım henüz, yukarıdaki ürünleri içermeyen.. olur da karşılaşırsanız bir yerlerde ne olur yine beni haberdar edin..

Bu şartlar altında en güzel çözüm mecbur kalınmadığı sürece makyaj yapmamak bence.. Cildinizin bakımını aksatmayın yeter.. Cilt bakımınızı yapın, kreminizi sürün, üzerine bir de maskara ve dudaklara da parlatıcı.. Ohh miss.. En doğal içerik işte.. Hem bakımlı, hem doğal..

Son olarak "makyaj malzemesi alırken hangi kimyasalların olmamasına bakıyorsunuz" sorusu geliyor sıkça, derli toplu yazayım:
Titanyum dioksit, carmin, sodium benzoate, benzyl alcohol, benzyl benzoate, mineral oil, likit parafin, polisorbate, paraben, BHA, BHT, likit parafin, sodyum hidroksit, formaldehit, PEG, EDTA, Methylisothiazolinone, triclosan, SLS,SLES,ALS vs.... Uzar gider..

Zaman geçtikçe, kimyasalları irdeledikçe, yapılan araştırmalar arttıkça sık sık ben de daha fazla güncellemek zorunda kalıyorum kendimi günden güne.. Dün iyi gelen bir içerik bugün rahatsız etmeye başlayabiliyor.. O yüzden kullandığım ürünleri de ara ara tekrar bir gözden geçiririm.. İlk zamanlardaki kurtarıcı gibi gelen organik piyasasını irdeledikçe güvenim her geçen gün sarsılıyor maalesef.. iyi ürünler de var evet, ama beklentim hepsinin iyi olmasından yana..
Bir de Doa kozmetik var ilgimi çeken.. organik değiller ama uygun fiyatlı içeriği temiz ürün yapma prensibindeler gördüğüm kadarıyla..
Son bir ricam da bloglarında yazsınlar diye firmalar tarafından fabrika ziyaretleri yaptırılan, hediye deneme ürünleri gönderilen bloggerların yazılarını da tartıp biçerek karar verin lütfen..
İnternet üzerinde çok fazla taraflı yazı görüyorum çünkü..

24 Mart 2017 Cuma

Kişisel Bakım Ürünlerinde Neler Kullanıyorum?

Bu konu da çok sorulanlardan biriydi, buyrun..

Vücudumuza sürerek kullandığımız herhangi birşey kısa sürede emilerek kana karışmakta..
Bu nedenle o sanki hep dışarıda kalacakmış, hiç vücudumuza girmeyecekmiş gibi düşünmemek gerekiyor.. Aksine buram buram zararlı kimyasal kaynayan piyasadaki kişisel bakım ürünlerine karşı çok dikkatli olmak gerekiyor..

Diş Macunu: Organik markalardan içerik olarak en fazla içime sinen urtekram.. Naneli olanını kullanıyoruz hem kendimiz hemde çocuklar için.. Alırken florür, titanyum dioksit (CI 77891 olarak ta geçer), Sodium Benzoate, özellikle kırmızı renkli çocuk diş macunlarında Carmine (CI 75470) içermemesine dikkat edin.. Birçok organik markada bunlar var hala..

Çocuk Şampuan & Duş Jeli: Şampuan olarak Urtekram baby kullanıyorum, kokusuz olan beyaz şişe.. Kids olan turuncu şişede çok fazla girdi ve sülfat olduğu için tercih etmiyorum.. Vücut temizliklerinde ise sabun rendesinden hazırladığım sıvı sabunu duş jeli olarak kullanıyorum.. Yine urtekram şampuan da duş jeli olarak kullanılabilir.. Banyoda çocuklarım için lif kullanmıyorum..

Yetişkin Şampuan & Duş Jeli: Şampuan olarak Urtekram baby'ye geçiş yaptım bende, içime sinen tek içerik şampuanda.. Alternatifim alterra baby.. Üzerine urtekram conditioner no perfume kullanıyorum, Alterranın saç kremi de iyi içerik olarak.. Duş jeli olarakta sabun rendesinden hazırladığım sıvı sabunu.. Bade Naturalin ipek kesesini kullanıyorum bir de kendim için..

Saç Ürünleri: Alterra jöle ve sprey..

Roll-on: Sante açai özlü olanı kullanıyorum, dry olanı içerik nedeniyle tercih etmiyorum..
Desert essence in dry olanı da içerik olarak iyi..

Son dönemde popüler olan kristal tuz içeren ürünleri yine alüminyum içerdiği için tercih etmiyorum..

Güneş kremi: Badger tek geçerim.. Titanyum dioksit olmayan tek güneş kremi..

Pişik Kremi vs: Pişik için ipek hanım çiftliği pişik kremi, herhangi bir tahriş için de ipek hanım çiftliği egzama kremi kullanıyorum sadece.. çok etkili ve içerik masum piyasadakilere göre..

21 Mart 2017 Salı

Doğanın uyanışı..

Haftasonu vurduk yine kendimizi dağ bayır.. taze taze uyanmaya çalışan doğa, kırçiçeklerini seyredalarken eşlik eden kekik kokusu..
Bundan daha iyi bir meditasyon olamaz dedirtiyor insana.. Uzun uzun düşüncelere dalıyor sonra insan.. insanoğlu yeşili bu kadar umarsızca katlederken lüks içinde yaşamak için, buradaki huzuru hiçbir tasarım harikası yapının veremeyeceğini de biliyor aslında..

Orman tam bir nimet.. Bu defa da bu nimetten, bahçemize dikilmek üzere birkaç kök aldığımız kekik ve kuzukulaklarıyla ayrıldık.. Kuzukulağın bizdeki adı "değişik limon acı":) Bahçedeki mevcut kuzukulakları sömürülünce ufaklıklar tarafından, artık yenilerini dikmenin vakti gelmişti..

Ufaklıklara da bol bol odun toplamak düştü, her adımda değişik limon acı ata ata ağızlarına..
Mis gibi bir gün daha anılardaki yerini almış oldu böylece..

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...