30 Kasım 2013 Cumartesi

Güneşe Çıkarken Dikkat..

Geçenlerde okuduğum bir kitapta rastladığım ve daha önce hiç duymadığım bir bilgiyi paylaşmak istedim.. Azıcık güneşe çıkıp sonrasında bebek cildinde kızarıklıklar gözlemlediyseniz, "kızaracak kadar güneşte kalmadı ki" diye düşünüyorsanız yediği gıda ya da kullandığı ilaçla etkileşimden söz etmek mümkün.. Kereviz ve limon suyu ile Advil, Nuprin, Motrin (ibuprofen), Bactrim (Sulfametoksazol), Benadryl (difenhidrami hidroklorit), Cipro (siprofloksin), Floxin (ofloxin) ilaçlarının kullanımı güneşe çıkıldığında ciltte kızarıklıklara neden olabiliyormuş, bilginize..

Bu bilgi "Hafta Hafta Bebeğinizin İlk Yılı" kitabından alınmıştır..

Bebeğiniz Yanlış Birşey Yaptığında Tutumunuz Ne Olmalı??

Bebeğinizin herşeyi deney yaparak öğrendiği bu dönemde istenmeyen bir davranış sergilediğinde yapmanız gereken en önemli şey aşırı tepki vermemek.. Aşırı tepki ile bebeğinizi bu davranışa teşvik etmiş oluyorsunuz, dikkatinizi çekecek bir unsur olarak algılamasını sağlıyor.. Hemen, kesin ve net bir şekilde "hayır" deyip, tekrarladığında tepki vermemeniz ve dikkatini dağıtmanız olayı tümüyle çözmeye yetiyor.. Bu durumda kimseden tepki alamadığı için çok geçmeden duracaktır.. Dikkatini dağıtıp, çaktırmadan başka yöne çekmek her durumda en kurtarıcı yaklaşımdır.. Bu iki taktik yani tepki vermemek ve dikkatini başka yöne çekmek her durumda işe yarar.. Tabi siz bu yaklaşımdayken çevrenizdekilerin de farklı davranmaması konusunda onları uyarmanız şart.. Siz bu tutumdayken bebeğe biri, yaptığı şeyin şirin olduğunu hissettirirse bebeği durdurmak çok zor olacaktır.. Bunun yanında bebeği azarlamak, kızmak, sinirli bir şekilde doğrusunu anlatmaya çalışmak bebek için bir ödüldür, çünkü dikkatinizi çekmeyi başarmıştır.. Ve bu durumda sergilediği bu yalnış davranış artık pekişmiş demektir.. Emin olun dikkatinizi çekmek için en az bir kere daha yapacaktır.. Tüm bunların yanında bebeğin doğru davranışlarını her seferinde överek, onu olumluya odakladığınızda bebek ilginizi çekmek için davranışlarını hep olumlu yönde değiştirme eğiliminde olacaktır..

Geceleri Mışıl Mışıl Uyuyan Bebek Hayal Değil..

Hamilelik esnasında annenin hareketli olduğu gündüz saatleri sarsıntıyla uyuyan, geceleri hareket kesilince uyanan bir bebek doğduktan sonra da sürece bu şekilde devam etmek ister.. Tam da bu nedenle ilk günlerde gece gündüz kavramını oturtmak çok önemli.. Bunun için en büyük destekçiniz banyo olacak.. Her akşam saat 8 - 10 arası bebeğe yaptıracağınız banyo sonrası gevşeyen ve uyuyan bebek sonraki akşamlarda bu düzene ayak uydurup, banyo yapmadığınız akşamlarda bile o saatlerde uyumaya başlayacak.. Gece boyunca da acıkıp uyanma periyotlarını gözlemleyip o uyanmadan ve onu uyandırmadan emzirmek uykusunun bölünmeden devam etmesini sağlıyor.. Zamanla bebeğin bu güven ortamında uyanmadan sabaha kadar uyuduğunu gözlemleyeceksiniz.. Bundan sonra uyku esnasında emzirme seanslarına da gerek yok demektir.. Ben yine de uyanabildiğim zamanlarda ne kadar anne sütü alsa kardır diyerek, emerken uyanmadığına da güvenerek emzirebildiğim kadar emzirdim küçük prensesi.. Katı gıdaya geçişte bu emzirmelerin kahvaltı isteğini yok etmediğine dikkat ederek tabii.. Akşam uyku saatinde evdeki ışık ve sesi azaltmakta bu düzenin oluşmasına yardımcı.. Aynı zamanda bir uyku arkadaşı ve pijama gibi belirli uyku kıyafetlerinin giyilmesi de büyük destek oluyor sürece.. Bebek böylece uyku saatinin geldiğini anlıyor.. Her fırsatta söylüyorum ama bir kere tekrar etmekte fayda var, bebeğin karanlıkta uyuduğu uyku, salgılanan büyüme hormonları açısından çok önemli.. Bu nedenle akşam erken saatte yatan  ve deliksiz uyuyan bebek büyüme hormonlarından en iyi şekilde yararlanıyor.. Gece gündüz kavramını oturttuktan ve uyku düzenini bu şekilde sağladıktan sonra uyku esnasında bebeğe çok sessiz bir ortam sunmamaya dikkat edin.. Her türlü ortamda uykusunu almaya alışması açısından bu önemli.. Bebeği kesinlikle sallayarak ya da emzirerek değil, yatağında kendi başına uyumaya teşvik ederek uyutun her zaman.. Yatağında yalnız kaldığı hissine kapılmamalı hiçbir zaman.. Bizim gibi etrafı kapalı park yatağı artık rededdiyorsa, kendini özgür değil hapsedilmiş hissetmeye başlamışsa normal yatağa geçirerek uyumasını sağlayın.. Dikkat edeceğiniz en önemli nokta onun yanında olduğunuzu sonuna kadar hissettirdiğiniz  huzurlu ve güvenli bir uyuma ortamı oluşturmak.. Zorla diretmeler, ağlatarak verilen uyku eğitimleri, sert bir tavır asla tercih edeceğiniz şeyler olmamalı.. Şefkatli olun bu süreçte, eğitim gibi değil oyun gibi görün bu uyumaya alışma dönemini.. Kalkmak isteyecek, sizinle oyun oynamak için can atacak.. Sabırlı olun.. Konuşun, anlatın.. İlk huzursuzlukta kucağınıza alıp oda dışına çıkmak olmamalı mesela tavrınız.. Tavan yansıtmalı müzikli oyuncaklar yardımcınız olabilir bu alışma döneminde.. Sırtını pışpışlayabilir, ninni söyleyebilirsiniz, masallar anlatabilirsiniz kendi başına uyumaya alıştırmak için.. Sandığınızdan çok daha hızlı alışacak kendi başına uyumaya, siz bile inanamayacaksınız.. O alıştıkça, uyku saati geldiğinde bebeğinizi yatağa bırakıp odadan çıkmaya başlayacaksınız.. Periyodik aralıklarla kontrol edip kendinizi ona göstermek güven verecektir.. Bundan sonraki aşama artık odasına bırakıldığı gibi mışıl mışıl uykuya dalan bir bebek.. İlk zamanlarda 10-12 saat gece uykusu ile sabah, öğle , akşam üzeri olacak şekilde toplam 3-5 saat arası uyuyan bebeğiniz 1 yaşına geldikçe gündüz uykusunu azaltacak ve öğlen tek parça haline indirmek isteyecek.. Normalde ideal olanı da 4 saat aktivite süresi tanıyıp uyumasını sağlamak olacağı için sabah 08:00 gibi uyanan bebeğin öğlen 12:00-13:00 gibi uyuması ve 3 saatlik tek parça uyku ile 15:00-16:00 gibi uyanan ve akşam 20:00'ye kadar uyanık kalıp o saatlerde uyuyan bebek gerçekten ideal düzeni yakalamış oluyor.. Bebek uyku konusunda hiç zorlamadan kendi akışına bırakılıp, sadece uykusu gelince uyumasına yardımcı olunduğunda bebeğin doğasının zaten bu düzeni yakaladığını göreceksiniz inanılmaz bir şekilde.. Şunu da özelikle söylemeliyim ki karanlıkta uyunan akşam uykusundan çalmamak için bebeğin akşam üzeri uyumasına izin vermemek gerekiyor.. Akşam daha fazla dayansın diyerek akşam üzeri bebeğin uyutulması çok yanlış bir yaklaşım.. Karanlıktaki uykudan dolayısıyla büyüme hormonlarının en efektif çalıştığı zaman diliminden çalınıyor bu şekilde..

Günün Menüsü: Balık Çorbası

Bebeğinize ızgara ya da fırında pişmiş haliyle çok fazla balık yediremiyorsanız, balık çorbası hem menünüzü farklılaştırmak, hem de minik gurmenize bol bol balık yedirmek için iyi bir kurtarıcı.. Balık olarak  lüfer, çinekop, levrek gibi kültür olmayan mevsim deniz balıklarını kullanabilirsiniz.. Tekir, barbun, kefal gibi dip balıklarından kaçınmak gerekiyor.. Gelelim doğaçlama tarifimize, fleto şeklinde baş, kuyruk ve kılçığından ayırdığınız balık etini kaynatacağınız suyun içine koyun.. Bundan sonrası size kalmış, isteğe göre pirinç, bulgur, irmik, erişte veya tarhana ilave edebilirsiniz..  Sonrasında biraz da zeytinyağı ekleyin ve kaynatın.. Kaynadıktan sonra buharda pişmiş sebzelerden kereviz, yer elması, enginar, brokoli, kabak, patates, havuç, soğan, sarmısak, taze fasülye, balkabağı, semizotu, pazı, bezelye, kırmızı biber, domates gibi mevsim sebzelerinden istediğinizi ilave edebilirsiniz.. Püre haline getirmeden önce pişmiş balık etini çıkarıp kılçıklarını tekrar kontrol etmekte fayda var.. Sonrasında püre haline getirip hazırlandığı gün ve buzdolabında saklanarak ertesi gün kullanılabilir.. Balık eti riskli olabileceğinden daha uzun süre beklememesi için en fazla 2 defa kullanılabilecek miktarlarda hazırlanmasında fayda var.. Balık çorbası bebeğiniz neyden hoşlanıyorsa içine onu ilave edebileceğiniz çeşitliliğiyle diğer taraftan da yemediği şeyleri içine kamufle edebilme imkanı tanımasıyla müthiş bir alternatif.. Deneyin derim..

Park Yatak mı Beşik mi ??

Bebek gelmeden önce alınması gerekenler listesinin başında gelir yatağı.. Bu dönemde mağaza mağaza gezerek en uygun olanına karar verilir.. Kimi anne baba klasikten yana kullanır tercihini ahşap bir beşik karyola ile, kimisi de kullanımı daha pratik olan park yatakları tercih eder.. Biz de bu dönemde tercihini park yataktan yana kullananlardanız.. Park yataklar, yaşına kadar bebeğe rahat ulaşmanız için üst kademe kullanımıyla, yaşından sonra alt kademeye geçerek ayağa kalkma gibi riskli durumlar için güvenli oluşuyla, alt kademenin aynı zamanda oyun parkı olarak kullanılabilmesi yönüyle, bu özelliğiyle aynı zamanda ev içinde bebeği koruyamadığınız riskli durumlarda bebeği rahatlıkla bırakabileceğiniz güvenli bir alan yaratmasıyla, tekerlekleri sayesinde odadan odaya hareket ettirilmesiyle, pratik toplanıp katlanma özelliği sayesinde taşıma çantasına koyarak istediğiniz heryere taşınabilme yönüyle, yanına asılan takılan bir sürü gözüyle bebeğin günlük bakım malzemelerini toparlamasıyla, 3 yaşına kullanıma olanak tanımasıyla, bebek büyüdükten sonra kaldırılacağı zaman da ahşap karyola gibi nereye kaldıralım derdi olmadan taşıma çantasına konup bir köşeye atma fırsatı yaratmasıyla gönlümü kazanmıştı bile.. Alt açma kısmının varlığı da, kullanan birçok arkadaşımda gördüğüm kadarıyla bir avantaj oluşturuyor, ben bu kısmı hiç kullanmamış olsam da.. Park yataklar içinde seçim yapma kısmına geldiğimizde ise müzik, ışık, dönence, titreşim gibi aksesuarlarının varlığıyla ve üst kademe kullanılıyorken altına eşya koymaya olanak tanıyan fermuarlı gözüyle Graco marka bir adım öne geçti ve tercihimizi Contour Prestige modelinden yana yaptık..

29 Kasım 2013 Cuma

Buharlı Temizlik

Herhangi bir kimyasal kullanmadan evdeki tozu oradan oraya saçmadan taşımadan yapılacak en sağlıklı temizliğin yolu su filtreli bir süpürge ile buharlı bir temizleyiciden geçiyor.. Bu kapsamda çok fazla araştırmalar yaptım, birçok temizlik robotu inceledim.. Birçok özelliği birarada barındıran temizlik robotu gibi çoklu sistemler bana daha hantal ve kullanımı zor geldi.. Hem de fahiş fiyatlardaki bu cihazlar çoklu sistemleri içerdikleri için daha çok arızaya maruz kalıp fiyat performans olarakta çok mantıklı gelmemişti.. Oldum olası bir işe odaklanan cihazların daha efektif ve pratik olduğuna şahit olduğum için burada tercihimi birçok işi yapan tek bir cihazdansa her iş için ayrı ayrı bir cihazdan yana yaptım..Benim tercih ettiğim ürünler  Arnica Bora 5000 su filtreli süpürge, Fakir steam mop buharlı yer temizleyiciden yana oldu.. Arnica Bora 5000 ile ilgili yorumlarıma gelince genel olarak aparatlarının çeşitliliğinden çekişinden kullanımından ve pratikliğinden oldukça memnunum.. Ama daha önce su filtreli süpürge kullanmamış biriyseniz süpürme öncesi ve sonrası hazırlık kısımlarını göze almanız gerekiyor.. Olumsuz olarak ise biraz daha küçük olabilirdi diye düşünüyorum.. Kablo boyuda benim gibi büyük salona sahip kişiler düşünülerek daha uzun tutulabilirdi diyorum.. Sürekli priz değiştirmek zorunda kalınıyor sonra.. Fakir Steam Mop a gelince.. Sadece yer için tasarlanmış bu nedenle de 5 bezi ve 2 ayrı başlığı olan çift yönlü kullanımıyla da çok pratik bir alet.. Yarım litrelik haznesi ne kadar yeter ki diye tereddüt ederek almıştım ama tüm evi silecek kadar şaşırttı beni her seferinde.. Suyu koyduğunuz gibi cihaz 10-15 saniyede hemen hazır oluyor, öyle soğumasını bekle sonra su doldur gibi bir durumu da yok, istediğiniz anda kapağını açıp su doldurabiliyorsunuz ve cihazla hemen silmeye devam ediyorsunuz.. Olumsuz olarak ise makine su haznesinin başlığa çok yakın olması nedeniyle koltuk altı gibi yerlere girememesi ve sadece açık alanları silinebilmesi.. Diğer olumsuz şey ise yine kablo boyunun uzunluğu, gerçi o benim salonumun büyüklüğü ile de alakalı olabilir.. Yine de daha uzun olabilirdi kanaatindeyim.. Bunun yanında bir de Arçelik Buharika yı aldım deneme amaçlı.. Güçlü buharı; cam, ayna silmeden tutun da koltuk silmeye kadar içerdiği aparatların çeşitliliği, pratik kullanımı ve etkin sonuçları; yer silme aparatının dip köşe heryere ulaşabilmesi; banyodan mutfağa aklınıza gelebilecek heryerde kullanılabilmesi iyi de ürün omuza asıldığında hareket ettikçe buhar yerine su püskürtüyor..  Su ilave öncesi cihaz soğuyana kadar beklemek ve sonrasında da hazır hale gelene kadar ki bekleme süreci de yine olumsuz yanları..
Sonuç olarak her cihazın artıları eksileri mevcut.. Sizin beklentilerinize en uygun cihazı bulmak önemli olan.. Bir cihazın size göre artısı başkasının eksisi olabilir.. Yine sizin için eksi olan bir özellik başkasını hiç rahatsız etmiyor da olabilir..
Ama olayın özü şu, bir su filtreli süpürgeniz ile buharlı temizleyiciniz olsun sağlıklı ev temizliği için..

Evde Kefir Yapımı

Kefir her yaş grubundan insanın rahatlıkla içebileceği mucizevi bir besin.. Eğer bebeğiniz yoğurt yeme dönemine geldiyse rahatlıkla kefire başlayabilirsiniz.. Kefirin faydalarını burada tek tek anlatmayacağım, internette yapacağınız küçük bir araştırma ile hepsine ulaşmanız mümkün.. Sadece bağışıklık sistemini güçlendirmedeki etkisiyle bile vazgeçilmezimiz olmaya yetti.. Minik kızımın ne ortamlarda kalmasına rağmen bir kere hasta olmayışı ve her yıl kronik faranjiti olan babamızın evimize kefir girdikten sonra tek bir şikayetinin kalmaması en büyük kanıtıdır bunun.. Kefiri de satın alıp içmek yerine evde yapmanızı tavsiye ediyorum özellikle.. Bunun için önce kefir mayasına ihtiyacınız var, çevrenizden sorun soruşturun mutlaka olan birileri vardır.. Mayadan sonra ihtiyacınız olan diğer şey süt.. Süt seçiminde Evde Yoğurt Yapımı yazımdaki tavsiyelerimi dikkate alırsanız sürecin doğallığından taviz vermemiş, herhangi bir kimyasal katkıyı sürece sokmamış olursunuz.. Üreticiden aldığınız sütü kaynatıp oda sıcaklığına getirerek, pastörize sütleri ise kaynatmadan oda sıcaklığında direkt olarak kullanabilirsiniz.. Kefir mayalamanın en önemli püf noktası karnabahar tanelerini andıran kefir mayasına klorlu su ve metal değdirmemek.. Bunun için tahta kaşık, plastik süzgeç gibi malzemelere ihtiyacınız olacak mayalama sürecinde.. Mayalanmadığı zaman dilimi içerisinde kefir mayasını içme suyu içerisinde bir cam kavanozda ve buzdolabında tutmak gerekiyor.. Mayalayacağınız zaman oda sıcaklığındaki sütü cam bir kaba koyup buzdolabında su içinde bekleyen kefir mayanızı ya tahta kaşıkla ya da plastik bir süzgeçle sudan ayırın ve sütün içine koyun.. Mayalanma esnasında gaz çıkışı olacağından kabın ağzını sıkı kapatmamak gerekiyor.. Mayalanma esnasında ışık görmeyen oda sıcaklığında bir yere, mesela mutfak dolabının içine koyun.. Mayalanma süresi ortam sıcaklığı, süt ve maya miktarına göre değişkenlik gösterse de genelde 24 saatlik bir zaman içinde mayalanma oluyor.. Eğer sütünüz koyu ayran kıvamına geldiyse mayalanma tamamalanmış demektir.. Daha ekşi istiyorsanız mayalanma süresini uzatabilirsiniz.. Katman katman ayrılmalar görülüyorsa mayalanma kabınızın içinde, kimi kısım su gibi kimi kısım yoğurt gibiyse, mayalanma tamamlanmış hatta biraz da fazla kaçmış demektir.. Yine de süzüp, karıştırıp, içebilirsiniz.. Süt-maya miktarına gelince önce elinizdeki maya ile yarım litre sütte bir deneme yapın, eğer 24 saatten önce mayalanma oluyorsa ya da 24 saat sonunda oluşan kefir çok katı kıvamdaysa ( yoğurt gibi)  mayanız çok geliyor yani süt miktarını arttırmanız gerekiyor demektir.. Kefir mayalandıktan sonra plastik ya da cam bir kaba plastik bir süzgeç ile süzün.. Süzgeç üzerinde kalan kefir mayasını tekrar mayalamayacaksanız klorsuz içme ile durulayıp yine içme suyu dolu küçük bir cam kavanoza atarak bir sonraki mayalamaya kadar buzdolabında bekletin.. Tekrar mayalayacaksanız durulamadan oda sıcaklığında süt bulunan cam kavanoza atarak tekrar mayalanma sürecini başlatabilirsiniz.. Süzerek alta ayırdığınız kısım ise artık sizin kefiriniz.. Bunu buzdolabında tutup dilediğiniz zaman içebilirsiniz, uzun süre dayanıyor.. Kefir mayası da mayalanmadığı zaman buzdolabında 3 haftaya kadar dayanır.. Daha uzun süreleri de test ettim ben, eğer daha uzun bekletecekseniz ilk mayaladığınız kefiri içmeyin atın, maya kendini bir toparlasın önce.. Sonraki mayaladıklarınızı içebilirsiniz.. Mayaladıkça kefiriniz çoğalacak, çoğaldıkça büyüyüp bölünecekler, artan mayanızı çevrenize dağıtabilir, derin dondurucuda dondurup saklayabilirsiniz..
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...