24 Şubat 2017 Cuma

Evinizi Temizlerken Zehirlenmeyin..

Uzun zamandır soruluyor bu konu, ancak sıra geldi..
Uzunca bir süredir evimdeki doğal temizleyiciler olan doğal sabun tozu, sirke ve sabun cevizine alternatif olarak dönüşümlü olarak moms green ürünleri kullanmaktaydım.. Ama son dönemde moms green in kişisel bakım ürünleriyle markaya giriş yapan sodium benzoate bu markaya karşı güvenimi sarstı.. Konuyla ilgili kendileriyle yazışmış olsam da gelen cevaplardan tatmin olamadım maalesef.. Sıvı sabundaki ALS konusu da eklenince artık kullanmama kararı aldım.. Ayrıca başlarda SLS grubuna göre daha masum gelen hindistan cevizi yağı alkol sülfatı içime sinmemeye başlayınca bu kararım daha da netleşti..

Yine iş başa düşmüştü.. Doğal temizlik ürünlerime bir alternatif yaratmam gerekiyordu yine dar zamanlarım için..

Yukarıda da bahsettiğim gibi evimin temizlik için temel vazgeçilmezleri sabun cevizi, doğal sabun tozu, sirke ve karbonat..
İpek hanım çiftliğinden aldığım sabun tozunu sıcak suda eriterek hazırladığım sıvı sabunum vazgeçilmezim oldu artık. Sabun cevizini kaynattığınız suda da eriterek hazırlayabilirsiniz bunu..
Çamaşır makinesinde, elde bulaşık yıkamada, el sıvı sabunu olarak, duş jeli olarak neredeyse her yerde kullanmaktayım.. Daha doğalı yok..

Şimdi gelelim uzun zamandır sorulan soruya, evde hangi temizlik ürünlerini kullandığımı detaylıca anlatıyorum:

Çamaşır: Sabun rendesinden eriterek hazırladığım sıvı sabunumu kullanıyorum günlük renkli yıkamalarımda.. Yumuşatıcı kısmına evdeki esansiyel yağlardan ne varsa (elma, lavanta) ya da sirke ekliyorum bazen.. Acil durumlar ve beyazlar için alternatifim Sonett toz deterjan neutral (Sıvı olanı değil).. İçeriği diğer organik ürünlere kıyasla daha İyi, enzim içermiyor.. beyazlar için sonett beyazlatıcı çamaşır tozu kullanıyorum bazen grileşmelerini önlemek için.. yumuşatıcı ve kireç önleyici hiçbir zaman kullanmadım..

Domol sensitive toz ya da sensitive sıvı deterjanı ise alternatif olarak son sıraya koyabilirim.. mecbur kalındığında sadece ama, enzim içeriyor olması nedeniyle.. o da sadece sensitive olanı..

Bulaşık: Elde yıkama için yine sabun rendesinden hazırladığım sıvı sabunu kullanıyorum.. Piyasa deterjanları kadar köpürmüyor baştan söyliyim.. Sodasan sensitive ya da domol sensitive alternatif olabilir.. Ama sensitive olanları sadece.. Sonett ya da domol arap sabunu kullanılabilir bir de elde yıkama için.. Arap sabunu lavabo içinde yağlı bir görüntü bırakıyor baştan söyliyim.. Diğer arap sabunlarını tavsiye etmiyorum atık yağlardan yapılma ihtimalleri olduğu için..

Makine için de şu an elimdeki moms green ürünlerini bitirmeye çalışıyorum, sabun ceviziyle dönüşümlü olarak.. Sonrasında Sonet toz deterjan denemeyi planlıyorum, tableti değil.. Domolün de toz yada tablet makine deterjanlarını tercih etmiyorum fosfanat içeriği nedeniyle..
Makine için sabun cevizinin yanında alternatifim tek maalesef o da sonett toz deterjan..
Parlatıcım elma sirkesi.. Tuz genelde kullanmıyorum ama toz deterjana geçince ihtiyaç olursa yine Sonett ya da almawin marka alırım..
Sabun cevizinin iyi temizlemediğine dair yazılıyor bazen.. ben deterjanlarımdan hiçbir zaman mucizeler beklemediğim için piyasa deterjanları gibi, elde bulaşık deterjanıyla iyice süngerleyip makineye koymayı alışkanlık haline getirmişim yıllar içinde.. o nedenle bir sıkıntı yaşamıyorum sabun ceviziyle yıkama yaptığımda.. Kirli bulaşığı olduğu gibi makineye koydurup mucize temizlik vaadeden deterjanlardan korkun her zaman..

Yer Temizliği: Ya Fakir steam mopla buharlı temizlik ya da elma sirkeli su..

Toz Alma, Cam, Ayna Temizliği: Yine elma sirkeli su.. Sprey şişeye su sirke karışımını koyuyorum, günlük her türlü kullanım için hep elimin altında.. Sirkeli su her alanda temizlik için mucize bence..

Banyo tuvalet temizliği: Şu an için elimde kalan moms green ürünlerini bitirmeye çalışıyorum.. Ama bitince sirkeli su fısfısım burada da imdadıma yetişir.. Tuvalet, lavabo ve banyo içi için sabun cevizi suyuna eklediğim sirkeli karışım sonrasında karbonatlı temizlik en doğalı.. Sirke ve karbonat bir araya gelirse köpürmesinden korkmayın, karbondioksit çıkışı sadece.. Ev yapımı doğal temizleyicilerde boraks, limon tuzu kullanmaktan özellikle kaçınıyorum.. Acil durumlar için de muhtemelen Sonett banyo temizleyici ya da Sonett kireç Çözücü alırım.. ama Wc temizleyicisini değil..
Domol sirke asidi ve ecolabel beyaz kutu ile lacivert kutu tuvalet temizleyicisi de içerik olarak iyi.. Domol tuvalet temizleyici tablet ekolojik olanı da iyi bir alternatif olabilir..

Sıvı Sabun: Sıvı sabun olarak yine sabun rendesinden hazırladığım sıvı sabunu kullanıyorum.. Doğal kalıp sabunlardan da kullanılabilir.. Piyasadan Sıvı sabun alternatifim sadece sodasan sensitive şu an için, organikler de dahil sülfat içeriyorlar dikkat etmek lazım,SLS olmasa da başka başka versiyonlarını..

Ben evim için bu araştırmaları yaparken tüm organik markaları inceledim, sodasan, klar, frendly, ecover, u green clean, sonett, almawin.. Her kategorideki tüm ürünlerini tek tek inceledim.. violey.com bu anlamda biçilmiş kaftan, tüm ürün içerikleri net bir şekilde yazıyor.. Tüm ürünleri baştan sona içerik olarak içime sinen bir marka yok maalesef.. Sonett enzim içermemesiyle sadece biraz daha önde o kadar, onun da yine tüm ürünlerini kullanırım diyemem..

Daha ekonomik alternatif olarak en azından rossmanlardaki domol markası da bir seçenek olabilir, ama sadece ecolabel etiketi olan ürünleri.. Diğer ürünleri değil.. Ecolabel etiketli ürünlerin bazı organik markalardan daha iyi bir içeriğe sahip olduğunu söyleyebilirim hatta.. Sensitive ve kokusuz olan ürünler bunlar, üzerinde yeşil ecolabel etiketini görürsünüz zaten.. Diğer ürünleri Methylisothiazolinone, Benzisothiazolinone ve fosfanat içerdiği için ben tercih etmiyorum.. Ecolabel etiketi olan elde yıkama bulaşık sensitive, sıvı ya da toz çamaşır sensitive, banyo sirke asidi, ekolojik olan tuvalet tableti, tuvalet temizleyici ecolabel beyaz olanı tercih edilebilir..

Market deterjanından vazgeçemem diyorsanız (ki bence biran önce vazgeçmelisiniz) en azından marketten frosch ya da u green clean alın.. Bol kimyasallı deterjanlara kıyasla en azından yine de birşey yapmış olursunuz..

Ama en doğalı evde hazırlayacağınız içerikler olacaktır.. Bunun için doğallığına güvendiğiniz sabun tozu ve sirke ile biraz karbonat ve sabun cevizi gerekiyor.. o kadar.. Benim her zaman elimin altında sirkeli su fısfısım ve sabun rendesinden hazırladığım sıvı sabunum kullanımı kolay bir deterjan kabında duruyor..

Son olarak şunu da eklemeliyim, soranlar oluyor, SLS ( Sodium Lauryl Sulfate), SLES (Sodium Laureth Sulfate), ALS (amonum lauryl sulfhate), coconut oil alcohol sulfate (yada herhangi bir bitkisel yağ alkolü sülfatı) , paraben, sodium hipoklorit, klor, sodium hidroksit, sodium benzoate, titanium dioxide, fenol, amonyak, dimethicone, Methylisothiazolinone, Benzisothiazolinone, fosfanat, PEG, Enzim, perborat, mineral oil, parafin, parfüm ve boya olmamasına dikkat ediyorum ben herhangi bir ürün seçerken.. Biyolojik olarak parçalanır özelliğinin olması da önemli bir artı benim için..

Felsefem hep şu:
"Önce en doğalı.. Buna yetişemediğim dar zamanlarım için de alternatif olarak piyasanın en zararsızı.."

Kullandığım kişisel bakım ürünleri ve makyaj malzemeleri ile ilgili de yazacağım..

23 Şubat 2017 Perşembe

Yeni Eklenen Kitaplarımız..

Daha öncede yazmıştım, kitap vs alımları için D&R internet sitesi gerçekten harika.. Mağaza fiyatlarından çok düşük fiyatlar.. İstediğiniz ürünü de mağazaya kıyasla kolaylıkla buluyorsunuz.. Tek dezavantajı siparişleri hemen çıkaramıyorlar, bir haftayı gözden çıkarmak lazım sipariş verirken..
Ben bunu bilerek sipariş verdiğim için avantajlarının yanında bunu sorun etmiyorum..
Gelelim bu defa aldıklarımıza.. Bu kitaplarımızı da daha önce bir yerlerde incelemiştim hep içerik olarak.. İncelemeden almam asla bilen bilir..
Bekleme süreci çok heyecanlıydı yine.. Şunu bir kez daha anladım ki bizi ve çocuklarımı kitap kadar mutlu eden bi başka şey yok..
onlara ne alsam bu kadar heyecanlanmıyorum..Ya da onlar başkalarından ne hediye alsalar oyuncak dahil böyle mutlu olmuyorlar..
Başlıyorum:)

•Çocukluğumun klasiği.. Kızımın bayılacağımdan emindim.. Geldiğinden beri evde bir "Cimali" dir gidiyor.. Hatta tiyatro akşamlarında Cimali'yi oynayalım diye tutturdu..

•Bu iki ingilizce kitap içeriği oldukça hoşuma gitmişti.. Elimizdekinin de artık herşeyini ezberlediğimizden ve tükettiğimizden yenilerine ihtiyaç doğmuştu, geldi:)
•Aktivite kitaplarından birçok maske biriktirmiş olsakta bunda tiyatro akşamlarında da kullanabileceğimiz değişik maskeler mevcut.. Bayıldık buna da..
• Bu mozaik kitabı da oldukça yaratıcı tasarlanmış.. Çıkartmalı olanı da mevcut ama bizde zaten çıkartmalı başka bir mozaik kitabı daha olduğu için boyamalı olanı tercih ettim.. Küçük prenses bayıldı..
• Bu çizim öğrenme kitaplarının envai çeşidine rastlamak mümkün.. Ben bunun içeriğini daha yalın ve daha keyifli buldum..
• Origami kitaplarından da oldukça fazla bulmak mümkün.. Bunu da daha yalın olduğu için tercih ettim..
• Bunu küçük prens için aldım, normalde böyle kız oğlan dayatmalarını sevmem ama içerik hoşuma gitti..
• Bunlar da yapıştırmaya bayılan küçük prense.. içerik güzel..
• Bu da gölge bulmaya bayılan küçük prens için..
• Bu kitaplardaki fikri beğendim.. Parça parça kesiyorsunuz, sonra da parçaları birleştirip bir resim oluşturuyorsunuz.. ilk kitapta resmin şablonu da var onun üzerine yapıştırıyorsunuz, ikinci biraz daha advanced seviyesinde.. Bunları da çok sevdiler..
• Bu da labirentlere bayılan küçük preses için.. Envai çeşit labirent var içinde.. Gözler döne döne bayılarak yapıyor..
• Bu da eğlenceli bir kitap olmuş.. içeriğini beğendim..
• Yine bu mantikta çok fazla kitap var ama bunu içerik olarak tercih ettim.. Küçük prensesin bayıldığı boyama türlerinden biri..
Daha önce Pia yayınevinin hiçbir yayınını almamıştım, bu defa görüp incelediğim tüm kitaplarını çok beğendim.. Gerçekten iyi tasarlanmış, içi asla boş değil ve diğer önemli bir özelliği de çocuğu içine çekiyor..
Olumsuz tarafı sayfalarda kopmalar olabiliyor.. baskı mı iyi değil yoksa biz mi fazlaca kullandık onu anlayamadım..
Son olarak şunu söylemek istiyorum, piyasada gerçekten çok fazla birbirinin aynı yayın var.. Rengarenk gözükseler de İçerik olarakta çok tatmin edici değiller.. Çocuğunuza bir kitap alırken mutlaka içeriği inceleyin, sayfa sayfa aktivitelerine bakın, yapabilir mi yapamaz mı üzerine kafa yorun.. Yani demek istediğim onun için doğru kitabı bulun ve onu alın, kitaplar vazgeçilmezi olsun istiyorsanız eğer .. Yoksa aldığınız kitap bir kere bakılıp kenara atılmanın ötesine geçmeyecek.. Labirent yapmayı seviyorsa labirenti bol kitaplar alın, boyamayı seviyorsa farklı farklı türde boyama aktiviteleri yaptıran kitaplara bakın, sadece resimleri değişen boyama kitaplarına değil.. yeni şeylerle de tanıştırın mutlaka ama mutlaka onu içine çekecek bir kitap seçerek.. "Bir sürü kitap alıyoruz yüzüne bakmıyor" diyenlerdenseniz yanlış kitaplar seçip yanlış yaklaşımlarla önüne koymuşsunuzdur.. Gelişimlerini ve hangi seviyede olduklarını en iyi siz biliyorsunuz, bir başkası değil.. Bir mağazaya gitseniz size en fazla çocuğun yaşını sorarak o yaşın aktivite kitabını vermek konusunda yardımcı olabilir, o kadar..
Kitaplar herkes için basılmış olabilir ama siz çocuğunuza özeli bulmak zorundasınız..
Bizimkiler günlerinin çoğunu kitaplarla geçiriyorlar, kendi istekleriyle.. Hiçbir zorlama, önlerine koyma olmadan.. Çünkü gerçekten keyif alıyorlar.. Ben bile çok keyif alıyorum ki, keşke çocukluğumda böyle kitaplarım olsaydı demekten alamıyorum kendimi çok defa..
Son olarak; onların dünyadan haberi yok daha, kılavuz sizsiniz, siz neyi sevdirirseniz o onu seçecek.. Öğretirseniz değil, sevdirirseniz..

Minik Bir Pug Sahiplendik..

Yaz döneminde Fethiye Han Kayaköyde yaptığımız kamp esnasında tanışmıştık Burcu Büge'nin köpeği Arthur'la.. Küçük prenses sabahları uyandığı gibi kapılarına dayanıyor, kamp alanında olduğumuz sürece biran olsun yanından ayrılmıyordu.. Kamptan dönünce bütün köpekler Arthur oldu bizim için.. Zaten hayvanlara karşı müthiş bir sevgisi olmuştu hep kızımın.. Öyle ki gittiğimiz her yerde çocuklarımı hayvanlardan korumak yerine hayvanları çocuklarımdan koruduğum oluyordu.. Zamanı geldi herhalde artık diye düşünmeye başladık bu son kamp turundan sonra.. Bir hayvanla birlikte büyüyen çocuğun çok fazla artı değer edindiğine dair çok şey okumuştum.. Bizim de böyle bir sürece iyice hazır olmamız gerekiyordu, öyle ki bir heves alınıp zorluğundan dolayı geri verilen çok hikayeye şahit olmuştuk.. Birde küçük prensin henüz 1.5 yaşında olmasının soru işaretleri vardı.. önce bir balıkla başlasak dedik hayvan edinme sürecine.. Kaptan ile Bıdık alındı, çokta sevildi, yem sorumlulukları falan unutulmadı hiç.. Ama köpek gibi olmadı, bir hayvanı severken dokunmak önemliydi..
Arthur'un cinsi coccer dı.. Sahiplendirme işine gönül vermiş Didem Hanımla konuştuk önce uzun uzun.. Sahiplendirilmeyi bekleyen birkaç coccer vardı elinde.. Düşün taşın, ufaklığın en cafcaflı zamanı.. Hadi biraz daha bekleyelim dedik, en azından 2 yaşında olsun.. Tam bekleme kararını aldığımız o günlerde bu sevimli pug yavrusu sahiplendirilmek üzere yuva arıyordu bir yakınımız tarafından.. Henüz 2 aylık, annesi süt vermeyi bırakmış bir erkek.. Bu bir işaret olsa gerek dedik.. O zaman bu zamanmış demekki diyerek aldık bu yavruyu.. Küçük prenses çıldırdı, gecenin bir yarısı seyahat dönüşü babamızın eve getireceği köpek için daha uyumadan pazarlık yapmıştı, köpek geldiğinde uyandırılacaktı..Sözümü tuttum ama bu seferde köpekten sabaha kadar ayrılmak ve uyumak istemedi.. İsmi belliydi tabii, ARTHUR..


İlk günler zordu tabii.. Benim çocuk sayım bir anda 3 olmuştu..
Ama tuvalet eğitimini hemen aldı, 2 günde çözmüştük.. Şansımız yeni taşındığımız ev büyük olunca kendine ait bir odası olma gibi bir lüksü oldu, hem de banyolu bir oda..
Tuvalet pedini buraya serip eğitimini verdik.. odasında olduğu zaman dilimi içinde gidip oraya yapıyordu, günlük pedi değiştiriyorduk.. Zaten yattığı yere tuvalet yapmama gibi bir prensipleri var..
Aşıları tamamlanıncaya kadar dışarı çıkması yasak.. 2 ay kadar sürüyor..
2. Ayı devirdik bu küçük yavruyla.. Puglar gerçekten çok eğlenceli hayvanlar.. Çok akıllı ve çok oyuncu bir köpek.. Küçük köpek olması da çocuklar açısından büyük bir avantaj.. İyi ki pug sahiplenmişiz diyoruz her seferinde..
Süreçle ilgili şu an için tecrübelerimi paylaşacak olursam:
• ilk etapta alınması gerekenler tuvalet pedi, uyuması için küçük bir yatak, mama, mama ve su kabı, tüylerini toplamak için furminatör, eğitimlerde kullanılmak üzere ödül maması, diş kaşıma ve oyalanma amaçlı doğal kemik, ip, top, içine ödül maması konabilen bir oyuncak.. tasma ve taşıma kabı şimdilik almadık, dışarı çıkma yasağı olduğu için aşıları bitene kadar.. Kokuydu falan kullanmaya sıcak bakmıyoruz.. Banyo da yapamıyoruz hoş aşılar bitmediğinden dolayı.. Ama koku doğrudan mamayla alakalı olduğu için mamayla çözdük süreci, sentetik herhangi birşey kullanmadan.. Tüy dökmemesi için kullanılan takviyeler de doğru gelmiyor bize.. Zaten yılda iki dönem dökecek mevsim geçişlerinde, bu onun doğası..
Tuvalet pedi olarak canped hasta bezi 60x90 oldukça ekonomik.. migroslarda var.. Migrosta aman reyon fiyatına dikkat edin kasaya gelince değişebiliyor fiyatlar.. Bunu artık çok sık yapar oldular.. Market alışverişi yapmayan ben bile farkıdaysam bu durumun sık alışveriş yapanlar iyice dikkatli olsunlar.. Neyse konumuza dönecek olursak , zaten piyasayı incelerseniz genelde hasta bezleri satılıyor tuvalet eğitimleri için.. Köpek eğitim pedi de kullandım ama hem çok pahalı hemde emiciliği daha kötü..
Küçük yuvarlak bir minderimsi yatak uyuması için yetiyor şimdilik..
Mama Proplan small puppy balıklı tahıllı ile başladık, koku problemi çok oldu.. Acana wild coast balıklı tahıllı devam ettik.. Koku problemi ortadan kalktı.. Şimdi Acana pacifica balıklı tahılsıza geçiş yapacağız..
Tüylerin güçlenmesi ve çok fazla dökülmemesi için balıklı tavsiye ediliyor..
Furminatör tüyleri taramak için on numara.. Dökülen ve dökülme aşamasında olan tüyleri topluyor.. Fırçalara boş yere para vermeyin, tüyleri yolduğu için canını acıtıyor hayvanın.. Furminatör pahalı olsa da bir kere alın ondan alın.. Biz bu hatayı yaptık.. Bir de solüsyonu var Furminatör ün, tüyleri ortaya saçılmadan toplanmasını sağlıyor tarama öncesi sıktığınızda..Mama ve su kabı alırken daha sağlıklı diye alacağınız çelik kaplarda gözle görülmeyen çizikler, içine su koyduğunuzda küflenmeye neden olabiliyor dikkat edin..Bunu da yaşadık..
Gelelim alışveriş için sinir bozmayan bir market bulmaya..
İlk etapta tüm eksiklerimizi Beylikdüzü Petburada dan yaptık.. İki ürününde yaşadığım sorun, güvenimi sarstı..Çelik mama ve su kapları su koyunca küflendi, hemde sadece sabaha kadar ki zaman diliminde.. İkinci olarakta verdikleri fırça tüyleri hiç almıyordu, söylediğimizde "açılmış ürün kime satarım ki" cevabı aslında satıcının mantığını sergiliyordu.. 15 tllik bu ürünün yeniden satılabilirliği değil satışından kaldırılabilirliği sorgulanmalıydı önce.. Biz 15 tl zarar ettik, çöpe attık gitti.. Ya o.. Tüm alışverişlerini ondan yapacak bir müşteriyi kaybetti.. Bu çok basit bir muhasebe, insanların bu şekilde düşnmüyor oluşları düşündürücü gerçekten..Bir de o kadar tüy toplama ile ilgili soruma furminatörü hiç söylememeleri enteresan geliyor gerçekten.. Sonradan başka bir pet shoptan öğrendik furminatör diye bir şeyin varlığını..
Sonrasında alışveriş yaptığım Avcılar Atakan Petshop gerçekten iyiydi.. Küçücük bir dükkan ama ürün çeşitliliği, ilgileri, indirimleri falan derken müşteriye yaklaşımları gerçekten iyiydi..
Son mama siparişini de fiyatı daha uygun olduğu ve Atakan petshopun elinde bu ürün olmadığı için pet besinlerinden verdim.. Süreçleri biraz ağır işlese de, bakalım denenebilir sanki sonraki siparişlerde de..
Beylikdüzü nehir petshop ve toriumdaki petshoplar da ürün çeşitliliği aısından çok iyiler, fiyatlar biraz daha yukarıda tabii..
Son olarak eğer bu yola girmek istiyorsanız para vererek satın almayın, o ticaretin bir parçası olmayın..
Ücretsiz sahiplendirme yapan çok fazla gönüllü kişi ve internet sitesi var.. petarkadaş bunlardan biri.. Yuva arayan bir hayvanı sahiplenerek hem de çok büyük bir iyiliğe imza atmış olursunuz..

22 Şubat 2017 Çarşamba

Kuşlar Aç Kalmasın..


Ara ara çocuğunuzla yapın bunu mutlaka..
Tuvalet kağıdı ya da kağıt havlu rulolarına buğday ya da kuş yemlerini yapıştırıp ağaçlara asın..
Başından sonuna onlar için son derece faydalı, söyliyim..
Yapıştırıcı olarak biz reçel kullanıyoruz genelde, ama suyla bol şekeri kaynatıp sizde hazırlayabilirsiniz kendi yapıştırıcınızı.. Yapıştırıcınızı fırçayla ruloya sürün, sonra buğdaylarınızı ya da yemlerinizi döktüğünüz tepside biraz döndürün.. Hepsi bu..
Her taraf yapış yapış oluyor buna baştan hazırlıklı olun :)

21 Şubat 2017 Salı

Güneşlenme Takvimi..

Ne zamandır paylaşmak istiyordum araya sürekli birşeyler girdi..
D vitamini ve güneşlenme üzerine çok faydalı bir yazı, okumanızı tavsiye ediyorum..

9 Şubat 2017 Perşembe

Montessori Çılgınlığı..

Aslında bir çocuğun özgüvenle, kendi kendine yeterek yetiştirilmesi için onların gözleriyle dünyaya bakarak destek vermek değil mi bir ebeveynin görevi.. Yıllardır çocuk yetiştirirken tek klavuzum "Onların gözüyle dünyaya bakmak" oldu hep.. Onlar için her yaptığım şeyde, her yaklaşımımda odağım hep bu cümle oldu.. Bu yöntemle, çevrelerince hep mutlu ve özgüvenli olarak etiketlenen iki çocuk yetiştirdim ilk günden itibaren..
Montessorinin temelinde de bu var.. Tüm montessori etkinliklerine açıp baktığımda aslında benim yıllardır yaptığım şeyleri görüyorum..Ama benim anlamadığım ebeveynler neden bu kavramı hayatımıza yeni girmiş gibi dillendiriyor??
Montessori gelmeden önce, biz çocuklarımızın gözünden bakamıyor muyduk dünyaya da o geldikten sonra evi ona göre düzenlemeyi konuşur olduk??
Kendi işini görebilmek, kendi kendine yetebilmek, ev işlerinde sorumluluk alabilmek, 2 taştan oyun yaratabilmek, el becerilerini geliştirmek Montessori'den önce de vardı.. Bunlar yeni kavramlar değil, ama ne hikmetse bunlar hayatımıza sanki Montessori ile birlikte girmiş, yeni duymuş gibi davranıyoruz.. En basiti dizlerinizin üzerinde tüm evinizi bir dolaşın, en temel ihtiyaçlarınız olan su içme, tuvaletinizi yapma, elinizi yıkama, kurulama gibi şeylerin hangilerini rahatlıkla yapabiliyorsunuz?? Yapamadığınız her bir şey için çocuğunuzu bir başkasına bağlı ve ihtiyaçlarının hep başkaları tarafından karşılanacağına alıştırarak büyütüyorsunuz demektir.. Birşeyi kendi başına yapabiliyor olmanın özgüveninden ve mutluluğundan mahrum bırakarak aynı zamanda.. Sırf bu gözlemi yapmak için bile herhangi bir eğitim akımına ihtiyaç olduğunu düşünmüyorum..
Çocukların gözüyle dünyaya bakarak, kendinizi onun yerine koyarak, ilaveten öğrenme, merak etme, sorma, sorgulama ihtiyaçlarının bilincinde olarak yaptığınız, verdiğiniz herşey Montessoriyi oluşturuyor aslında.. Montessori için çok uzaklara gitmeye, paralı etkinlik araştırmaya, anaokulu aramaya gerek yok bana göre.. Montessori kelimesinden önce, tercih edeceğiniz yerin ya da etkinliğin çocuklara bakış açısı, yaklaşım mantığı sorgulanmalı bence.. Yoksa artık ticari bir kelime olarak kullanılan Montessori yi göstermelik birkaç uygulamayla pazarlamak öyle kolay ki..
Bize gelince.. Bugüne kadar Montessori üzerine ne yapabilirim diye bir kere araştırma yapmamış olmama rağmen, çocuklarım giyinmelerinden tuvaletlerine kendi işlerini görme, ev işlerinde bulaşık makinesi boşaltmadan çamaşır asmaya kadar yardımcı olma, bahçe çapalamadan yaprak toplamaya evdeki hayvanların beslenmesine kadar sorumluluk alma, sık sık evdeki materyallerden yaptığımız değişik aktivitelerde kesmeden yapıştırmaya takmadan çıkarmaya gruplamadan ayırmaya el becerilerinin yüksek olması, günlük hayatta yaptığımız dikkat oyunlarıyla detayları kaçırmama; müzik, yabancı dil, bilim, dans, matematik, resim konularında oyunlarla sonsuz keyif alarak meraklarını giderme konusunda yaşıtlarına kıyasla epey yol aldıklarını görüyorum..
Tek yaptığım şey o küçücük bedenlerin yerine kendimi koyarak onların gözleriyle bu kocaman dünyaya bakmak oldu ilk günden itibaren..
İşte o zaman onlara gerçek anlamda yardımcı ve destek olabildim..
Montessoriye karşıyım gibi bir yanlış anlaşılma olmasın lütfen, aksine benim çocuklarımı yetiştirme felsefemle birebir örtüşüyor kendisi.. Sonuçta yıllardır çocuklarım için yaptığım herşey aslında Montessori nin bir parçası şu anda bakıyorum da.. Ama özellikle şunu vurgulamak istiyorum: Montessori temelinde kendi kendine yetebilecek bir çocuk yetiştirme FELSEFEsi.. Bu felsefeyi anlamadan, altını doldurmadan üzerine Montessori Montessori diye ortalıkta dolaşmak doğru gelmiyor bana..
"Bizim çocuk montessori eğitimi alıyor" hava atmasında kullanılmaktan çok daha ötede çok daha derin bir felsefe.. Çocuğunu anlama, onu tanıma felsefesi.. Dışarıdan parayla satın alınacak, internette aranacak değil; içeride, çok yakında, çocuğunla senin aranda olması gereken bir felsefe..
Sadece anlatmak istediğim bu..
Bu kadar konuşmuşken günlük rutin etkinliklerimizden bugünkü mesela:

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...