13 Temmuz 2017 Perşembe

Umutsuz..

Maalesef toplum olarak müthiş bir yozlaşmanın ortasında kayboluyoruz.. En alt tabakadan en üst tabakaya kadar bu böyle maalesef.. Hep biraz daha önde olduğunu gösterebilmek için birbirini ezme telaşı, sadece çevreye göstermek için yapılan şeyler, trafiğinden tutta alışverişine kadar hep bir bencillik durumu, ben öne geçeyim de gerideki ne olursa olsun umursamazlığı, vicdanını rahatlatacak bir neden bulup arkasına sığınıp çocukları için bile kolaycılığa kaçma durumları.. "İyi söylüyorsun ama benim şu engelim olduğu için onu yapamam" cümleleri.. En küçüğünden en büyüğüne kadar maddi değerlere sahip olmanın manevi değerlere sahip olmaktan çok daha önemli olduğunun benimsetilmişliği.. Yaşam alanından yol hakkına kadar sürekli bir gasp etme telaşı..
Tutunacak bir Umut arıyorum çocuklarım için.. Paylaşmanın, saygılı olmanın, başkasını rahatsız etmeden birşey yapmanın, kurallara uymanın, öfkesini kontrol etmesinin, sevgiyle yaklaşmanın, vicdanlı olmanın önemini anlatıyorum hep.. Ama örneklendiremiyorum.. Toplum içinde her yer alışlarında doğru diye adlandırdığımız herşeyi ihlal eden, bunu pişkinlikle yapan birsürü insanla karşılaşıyorlar.. biz sıramızda beklerken, çocukları dahi ezip geçmeye çalışan yetişkinleri açıklamakta zorlanıyorum mesela.. yere tükürenlere hayretle bakıyorlar.. annesinin hiç tepki vermediği kaydırağa tersten çıkıp kaymaya çalışan çocuğun yarattığı tehlikeli durumları, kaymak için sıralarında beklerken şaşkınlıkla izliyorlar ve hemen bana dönüyorlar "anne bak yanlış yapıyor" diye, çoğu zaman uyarıyorlar, aldıkları yanıt "sana ne" oluyor, hala iyi niyetle devam ediyor bizimkiler, "ama öyle düşebilirsin, çok tehlikeli", aldıkları yanıt yine içler acısı "ben hep böyle yapıyorum bişey olmuyor".. annesi yanda gülüyor, "bizimkinin önünü alamıyoruz bir türlü".. Buldukları arada kayabilirlerse ne ala.. İzliyorum onları, kendi çözümlerini nasıl yaratacaklar diye.. Bir şekilde keyfini çıkarmanın bir yolunu buluyorlar, başka oyuncağa geçiyorlar vs..Ama onlara herşeyin başka bir çözüm yolu vardır felsefesini öğretirken içimden geçen cümlenin bambaşka olduğunu bilmiyorlar.. "Çözümü yok"!!!..
Sana sormadan kapının önündeki ağacı kesen komşunun çözümü yok, sabaha kadar son ses müzikle bağıra bağıra şarkı söyleyen bir diğer komşunun da.. Kendi çocuğunun üstünlüğünü vurgulamak için sizin çocuğunuzun eksiğini arayan arkadaşının annesinin de çözümü yok, yaptığı yanlışı söylediğinde sorgulamak yerine gereksiz bir özgüvenle savunan milyonlarca kişinin de çözümü yok.. Minibüste küçük bir çocukla güç bela kapının önünde tutunup giderken kapı açık giden şoförün de çözümü yok.. "Anne kapı neden açık, ya düşersek" diye soran 4 yaşındaki çocuğumun sorularına cevap vermekte zorlandığım anların da.. Dahası şoföre bunu kendisi sorduğunda aldığı "çok sıcak çünkü" yanıtı sözün bittiği yer aslında..
Ağlayarak yada öfkelenerek değil bunları kontrol ederek ve sadece konuşarak iletişim kurulabileceklerini öğretirken, iletişim kurulamayacak insanlarla çevrelendiğimizi söyleyemiyorum onlara..
Tutunacak dal arıyorum onlar için.. Ben aradıkça yozlaşmışlığın daha bir çıta atlamış haliyle karşılaşıyorum her seferinde..
Onlara baktıkça umut dolan içim, dışarıya baktıkça tüm umutlarını yitiriyor insanlığa dair.. "Hayat acımasız" diyerek kendimi avutmak istiyorum bazen, "aslında hayat acımasız değil onu acımasız yapan bizleriz" gerçeğini hatırlayıveriyorum hemen..
Yeteneklerini ön plana çıkarıp överek özgüvenini pekiştirecek bir kurum da henüz göremedim, kendi kalıplarına uydurma telaşı hakim her yerde.. "Biz bu işi böyle yaparız, en iyi de biz yaparız" kafasının içinin ne kadar boş olduğuna şahit oluyorum her seferinde.. o kafanın içi kaç kelle gelmiş, kaç para ediyor ile dolu özünde.. Gerisi içi boş janjanlı pazarlama cümleleri.. Çocuğunuza şunu katıyoruz, bunu katıyoruz standartlaştırmasının altında çocuktan neler götürüyor, varolan değerleri yetenekleri belki de köreliyor, bunu çocuğunu çok iyi gözlemleyebilen anne baba görebiliyor sadece..
Kendi küçük dünyamızda dünyanın en mutlu insanlarıyken insanlar içimize girdikçe egolar, hırslar, kıyaslamalar, yozlaşmalar başlıyor.. Buna alışmaları demek bunların kafalarında normalleşmesi sonrasında da yavaş yavaş onlara benzemeleri demek..
Kafamda deli fikirlerle başbaşa kalıyorum her seferinde..
İnsanlığın sonu hayrolsun diyorum..

1 yorum:

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...