27 Kasım 2015 Cuma

Bebeğiniz Ağlıyorsa..


Bebektir ağlar demeyin, bir bebeğin her ağlamasının altında yatan bir neden vardır.. Açlık ya da altının kirli olması gibi rutin nedenlerin dışında ağlama varsa lütfen bebeğinizi çok iyi gözlemleyin, aynı saatlerde mi ağlıyor, aynı ortamlarda mı? Mutlaka bir ortak nokta bulacaksınız iyi bir gözlem yaparsanız.. Özellikle ilk 6 aylık dönemdeyse ve akşam saatlerinde yoğunlaşıyorsa ağlamalar, geceleri doyduğu halde deliksiz uyumuyorsa gazdan şüphelenin.. Çevremde genelde gördüğüm durum huzursuz bebekler ve "bizimkinin hiç gazı olmadı" diyen ebeveynler.. Gazı olan bebek sürekli gaz çıkaran bebek değildir, aksine çıkaramayan bebektir.. Bu durumda en başta annenin yediklerine dikkat etmesi gerekir ki bu da sadece gaz yapan baklagillerden uzak durmakla olmaz.. İnternette sıkı bir araştırma yaparsanız aslında neredeyse tüm gıdaların gaz yaptığını görürsünüz.. Ben kızımda da oğlumda da sıkı bir şekilde gaz yapan gıdalara karşı diyet yaptım, inanılmaz sonuçlar aldım.. Genelde 15. Günden sonra başlayan gaz sancıları için oğlumun doğduğu o ilk günlerde ohhh 15 rahatım diye düşündüysemde, daha 15 gün dolmadan 3 ayrı gün bitmeyen ağlama kriziyle karşılaştığımda anlamıştım bunda erken geldiğini.. Hemen başladım tabi diyeti, benim klasiğim olan zeytin, ekmek, et, pilav, komposto, su, rezene çayı dışında hiçbir şey yemedim yine bir dönem.. O huzursuz çocuk gitti yerine neredeyse sürekli uyuyan uyanık olduğu zaman dilimini ise gülücüksüz geçirmeyen huzur dolu bir çocuk gelmişti.. İnanılmaz bir u dönüşü.. Kimse bana bu iki tecrübeden sonra annenin yediklerinin bebeğin gazıyla alakası yok demesin.. Her yerde bas bas söylüyorum, anneler yediklerine sıkı bir şekilde dikkat ederlerse bambaşka bir bebekle karşılacaklar..
Bu ilk zamanlarda ağlama nedeni olarak karşılaşılabilecek diğer sık durumlar da diş atakları ile burun tıkanıklığı.. Bu iki sıkıntının da ortak belirtisi emmeyi reddetme.. Özellikle uyku esnasında horultu da varsa burun tıkanıklığından söz etmek mümkün.. Bunun çeşitli nedenleri olabilir, geniz eti büyüklüğü, alerjik grip, aşırı kuru ortam havası gibi.. İlk etapta rahatlaması için ortamı serinletme, havayı nemlendirme, bebeğin başını yüksekte tutma gibi basit önlemler destek olabilir.. Dipnot olarak belirtmeliyim ki bebek odasının sıcaklığı 22 dereceyi geçmemeli, başı da zaten reflü sıkıntılarına karşı yatak süngerinin altına destek konarak daha ilk günden yükseltilmeli, yastıkla değil kesinlikle.. Hala burun tıkanıklığı devam ediyorsa altında yatan nedenleri belirlemesi için doktorunuza başvurun mutlaka..
Bir diğer neden de bebeğiniz aç olabilir, emzirme yönteminizi saatlerinizi tekrar gözden geçirin, sürekli emzirerek değil periyodik aralıklarla (oğlumda 3 saatte bir yaptım ben, 6. Ayda 10 kilo olmuştu bu yöntemle) göğsünüzü tam boşaltacak bir emzirme yapmalısınız ki bebeğiniz asıl kilo alacağı sütün yağlı kısmı olan son sütü alabilsin.. Emerken yorulabilir, onu sürekli uyarın emme anında ve uyumasına izin vermeyin memede..
Bebektir ağlar demeyin, altında yatan nedeni bulmaya odaklanın ne olur..

23 Kasım 2015 Pazartesi

Hamilelikte Kullandığınız İlaçların İçeriğine Dikkat Edin..


Hamilelik esnasında yediğim, içtiğim, vücudum için kullandığım herşeye dikkat ettiğim kadar kullandığım  ilaçlar konusunda da dikkatli olmaya çalıştım.. Vitamin takviyesi anlamında sıkça tavsiye edilen ilaçları filtreleyip kendim için en iyisini bulmaya çalıştım.. Aşağıda hangi ürünü neden elediğimi hangisini neden tercih ettiğimi paylaştım.. Söylediğim gibi bunlar benim tercihlerim, bazı hammaddeler (jelatin gibi) size zararsız gelebilir, kullandığınız markaya da bu konuda güvenebilirsiniz belki.. Tercih tamamen sizin, doktorunuzun onayıyla tabii ki.. Ben kafamda soru işaretleri olan, yıllardır tartışmaları devam eden tüm hammaddelerden uzak durma prensibinde olduğum için böyle bir filtreleme yaptım kendi bilgi birikimime göre, kendim için.. Bu anlamda elediklerim:

Folbiol/Folic Plus/Folic Trio: Mısır Nişastası
Megadyn: Aspartam
Elevit/Decavit: Titanyum dioksit
Gyno Tardy Feron: Titanyum dioksit, Eritrosin
Gyno Ferro Sanol: Titanyum dioksit, Jelatin
Gynoferon: Titanyum dioksit, Eritrosin
Ferro Sanol Duodenal: Titanium Dioksit, Eritrosin, Jelatin vs
Multibionta: Modified Starch
Ferrozinc Kapsül: Titanyum dioksit
Ferrozinc Şurup: Sodyum Benzoate
Oligofer: Paraben
Ferrum Fort: Titanyum dioksit
Marincap: Nipagin, Nipazol ( Diğer bir deyişle Parabenler)
Maltofer: Aspartam
Cal-d-Vita: Aspartam
Solgar Gentle Iron/ Solgar EFA 1300 mg 3 6 9: Jelatin
Nutriway omega 3 : Jelatin
Nutriway Iron Chewable: Mısır nişastası

Bu katkı maddelerini internet üzerinde detaylıca araştırabilir, yarar zarar dengesine kendiniz karar verebilirsiniz.. Maalesef ki katkı maddeleri bu kadar çeşitli olunca seçilebilecek ürün bulmak da epeyce zorlaşıyor.. Fakat aşağıdaki ürünlerin bu araştırmalarımda biraz daha masum olduklarını gördüm, doktoruma da danışarak ben bu ürünlerden kullandım..

Folik Asit için: Nutriway B Complex
Folic Asit + Demir için: Nutriway Iron Folic Plus
Omega için: Carlson Fish Oil

Dipnot olarak şunu belirtmeliyim ki hamilelikte balık yağı kullanılacaksa yüksek A vitamini içeren balık ciğerinden elde edilen Cod Liver Oil değil tüm balıktan elde edilen Fish Body Oil kullanmak gerekiyor, bilginize..

Diğer taraftan şunu da her bir ürün arayışımda sorgularım: Annelerimiz nasıl geçmiş bu bizim geçtiğimiz yollardan?? Tam olarak olayın doğası o işte derim hep kendi kendime.. Folik asit ve demir açısından zengin DOĞAL beslenme ile hiçbir takviye almadan iki çocuk doğurmuş, kan testleri  sapasağlam örnekler de biliyorum.. İşi şansa bırakmamaya, süreci hep önceden garantiye almaya alıştırılıyoruz sanırım.. İşin doğasından da gitgide uzaklaşıyoruz.. DOĞAL beslenme konusu zaten apayrı yazı başlığı.. Teknolojinin tıpın bu kadar ilerlemiş olması, imkanların bu kadar genişlemiş olması, bu kadar çok şey biliyor olmak iyi mi kötü mü tartışılır..

Sizlerden ricam lütfen araştırın.. Ben de dahil olmak üzere kimseden bir ürünü kullanıp kullanmama konusunda sizin için bir karar vermesini istemeyin.. Sizin içinize sinen ve doktorunuzun onayladığı ortak bir karar olmalıdır bu..



20 Kasım 2015 Cuma

Doğumgününde Bir Babanın Kızına Yazdıkları..



Babamızın kaleminden..

"Tam 3 yıl oldu hayatımıza gireli.. Kendinle birlikte bizi de büyüttüğün 3 koca yıl.. Her gününde dolu dolu bir sürü anı biriktirecek kadar uzunken bir tarafta, göz açıp kapayıncaya kadar geçen kısalıkta aynı zamanda.. Hiç ebeveynlik yaptırmadın kendine, bir şeyi bir kere anlatmamız yetti hep.. Evimize gelen yeni üyeyle daha da kenetlendik birbirimize, onun kardeşten ziyade bize yeni bir arkadaş olacağının hepimizden önce sen farkındaydın.. İlk gördüğün anda ona taktığın "baby" adı Alaz'ın herkes tarafından kullanılan ismi oluvermişti bile.. Biz de çok dikkat ettik ama kıskançlıklarla yormadın hiç bizi, gelen yeni bebeğin fiziksel ihtiyaçlarını hep bir oyuna dönüştürerek birlikte hallettik, hiç çalmadık birbirimizden.. Abla kardeş kelimeleri hiç kullanılmadı evimizde, biz hepimiz arkadaştık o evin içinde.. O emeklerken "anne bak baby kedi olmuş" deyip hemen peşine takılarak oyun kurmanla bakakaldık bazen arkandan.. Oyunlarımız hep birlikteydi, herkes yaşına göre sorumluluklar aldı.. Tam konuşmaya başladığın dönemde gelen bebekle konuşması sekteye uğrar mı diye bile düşündürtmeden açılışın bir anda.. Kendi kendine bezi bırakışın sonra.. Hiç yormadın bizi, hiç üzmedin.. Beklenmedik bir anda gelen ingilizce hayvan isimleri, ingilizce 20 ye kadar sayma, ey bi si şarkısını söylemen.. Annenle birbirimize bakakaldığımız sayısız an.. Elindeki sevdiğin bir yiyeceği hiç düşünmeden karşındakine verecek kadar kocaman bir yüreğe, toprakta bulduğun kocaman bir solucanı elinde dolaştıracak kadar cesur kalbe, kurumuş salyangoz kabuklarını günlerce yanında bir kutuda dikkatle taşıyan yufka bir yüreğe sahiptin.. O kadar büyüktü ki yüreğin, her hayvana tek tek yer vardı.. Bir kaplumbağanın başında dakikalarca kafasını çıkarsın diye beklemen, yolda gördüğün karıncaları uzun uzun izlemen, yol kenarındaki eşeğe yaklaşıp ot vermen, kedilere çiçek koklatman, otlayan ineklerin kuzuların arasına dalman.. Yok kedileri taramak, yok öpmeye çalışmak bahaneleriyle defalarca yediğin tırmıklara inat köy bakkalına gide gele kediler için taşıdığımız sütler.. Kümeslere  korkusuzca kafanı daldırışın her seferinde.. Dağ tepe yayla orman demeden buz gibi havalarda bazen kurduğumuz kamplarda yetişkinlere taş çıkaran bir kampçı oluşun.. Pompayı şişirmedeki yardımların, sabahları "baba bak güneş uyandı" deyip kendini yan çadırlara atan sosyalliğin sonra.. Ve daha neler neler.. Kimbilir daha da neler yaşatacaksın o kocaman yüreğinle.. Anne baba çocuk gibi değil, bir evi paylaşan 4 arkadaşla şimdi.. İyi ki doğdun Era, iyi ki hayatımıza girdin.. Birlikte daha nice senelere.."

13 Kasım 2015 Cuma

Küçük Prensesin 3. Doğumgünü Hazırlıkları..

Doğum günü hazırlıkları falan derken yazılarıma ara vermek durumunda kaldım bir süre.. Ancak gelen maillere ve yorumlara yetişebildim bu süreçte kusura bakmayın.. Zaten sadece geceleri çocuklar uyuyunca bana kalan zamanımı da doğumgünü hazırlıkları alınca kafamda yazılmayı bekleyen bir sürü konu birikti bile.. Hepsini sıraya koydum yazacağım bir bir, söz..
Gelelim minik prensesin bu yılki doğumgünü hazırlıklarına.. Bu yıl ki konseptini kendi belirledi ilk kez.. Sorduğumda kuzu olmak istiyorum dedi ve hemen hazırlıklara start verdik..
Bu yıl pasta malzemelerimi eminönüne gitmek yerine internet üzerinden sipariş verdim.. Barmar ve sweetsorcery sitelerinden yaptığım alışverişlerde Barmardan memnun kaldığımı söyleyebilirim, Sweetsorcery den aldığım kurabiye kalıpları görsellerinden daha farklı geldi.. Farklı gelen bu ürünlerin daha çok işime yaradığını da söylemeden geçmeyeyim yine.. Şeker hamuru konusunda Fo markasının methini duyunca Barmara kaymıştı siparişlerim, bir de güzel bir set bisküvi kalıbı aldım.. Onlarda bulamadığım kurabiye kalıplarını ve pasta tabanlarını da sweetsorceryden sipariş verdim. Barmarın fiyatları da daha uygun geldi bana, İzmir firması olmasına rağmen..Yine kuvertür çikolata ve fıstık drajeyi de buradan sipariş verdim, orta kalite diyebilirim.. Aslında çikolata ve kakaoyu pastaromdan sipariş verecektim ama irtibata geçtiğim satış temsilcilerinin minnetsiz tavrı hoşuma gitmedi pek.. Uzun süredir demetinspatulası.blogspot.com  da beğendiğim kuzulu pastayı yapmak için fırsattı bu konsept.. Bir gün önceden pastamı hazırladım, Çikolatalı kekler arasında bütün muzlar, çikolatalı krema ve fıstık drajeleriyle güzel bir pasta çıktı ortaya.. Doğum günü sabahında da şeker hamuru ile giydirdik pastayı. Tüm yuvarlak beyaz topların yapımı ve pastaya montajı küçük prensese ait.. Bu arada Fo marka hamurdan gerçekten çok memnun kaldım, Form alması çalışılması gerçekten çok rahat bir hamur.. Daha önce Şeker&Sugar marka kullanıyordum..(yeri gelmişken belirteyim, şeker hamurunu sıyırarak servis yaparım hep pastayı, lütfen siz de yemeyin yedirmeyin, sadece dekoratif amaçlı kullanın) 
Veee işte pastamız:



Kurabiyeleri yine konsepte uygun olarak hazırladım. Gecenin bir yarısı bazı aksilikler peşimi bırakmasa da yine de kurtarabildim kurabiyelerimi:) 


Bunlar da magnetlerimiz..


Evi süslemek için de keçelerden birkaç büyük kuzu ile minik minik kuzular duvar süsü hazırladım..




Bu da fotoğraf çekimi için hazırladığım çerçevemiz:


Bu da küçük kuzunun üzerinden hiç çıkarmak istemediği kostümü.. Gecenin sonunda artık eteğinin aldığı hali anlatamam:)


Gelen tüm dostlarımızdan yine konsepte uygun renklerde giyinmelerini rica etmiştik.. Bu yıl renkleri de kuzuya uygun olarak siyah ve/veya beyaz olarak belirledik.. Yine herkesin özene bezene giyinerek gelmesi evin içinde müthiş bir ambians yarattı.. Gecenin finalinde yine doğumgünlerimizin klasiği haline gelen son 1 yılın her gün çekilmiş fotoğraflarından oluşan 365 gün 365 kare videosu vardı, herkesin yüzünde kocaman bir tebessümle izlediği..  Bu defa fotoğrafları hazırlamada yaşadığım aksiliklere hiç girmeyeceğim:)
Bu yıl ki hazırlıklarda artık tamamen bir birey olduğunu ilan etmişti küçük prenses.. Gelen herkese tek tek sarılması. öpmesi. bir türlü bitmek bilmeyen fotoğraf seramonisi esnasında, aklı gelen oyuncakların başına geçmekte olsa da içten gülümsemeyle herkesle tek tek fotoğraf çektirmesi, yine yine sarılması herkesin gözlerini ayırmadan izlediği bir manzara olmuştu..
İyi ki doğmuşsun küçük kuzum, iyi ki hayatımıza girmişsin dedirtti yine defalarca bize..

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...